28 Şubat 2010 Pazar

Küresel Finans Krizi ve Satışta Yaratıcılık: Arşimetin Banyo Küvetinde

Hollywood yapımlarını tıklım tıklım doldurduğumuz sinema salonlarında nefes almadan izledikten sonra gurur verici istisnalar dışında sinema endüstrimizin gezegen çapında ses getiren yapımları üretemediğini konuşurken teknoloji,sermaye,pazarlama gücü gibi bitkilerden oluşan bahaneler salatamızı kaşıklamaya devam ederiz. 2009 yapımı “paranormal activity” 15000 USD bütçe ile çekilmiş ,korku klasiği olmaya aday bir film; hasılatı ise 65 milyon USD civarında gerçekleşince beynimizi tokatlamaya yeten bir örnek oluyor .Aynı malzemeler ülkemizde yok mu sizce kameralar,bir ev, iki ortalama aktör,basit efekt yazılımı ve korku filmlerleri ile haşır neşir ortalama bir senarist...Örnekler çoğaltılabilir çoğu endüstrimiz için gerçekler çok değişmez.Marka yaratamama sızlanışımızıda aynı çerçevede değerlendirmek mümkün.
Bırakın gezegen başarısını yerel ve küresel markaların yüzleştiği pazarımızda hangileri alışveriş güdümüzü tetikliyor.Türkiyede faaliyet gösteren global şirketlerin pazarlama departmanlarının adaptasyondan kafalarını kaldıramamalarına rağmen yerellere karşı başarıları küçümsenemez ;Çokuluslu şirketler öğrenme maliyetini düşürmek ,karlılığını garantilemek ve pazar payını arttırmak için yaklaşık tüketici profilini taşıyan ülkelerde yaşanan deneyimlerin,ürünlerin oluşturduğu kütüphanelerini yerel şartlarda uygulamaya çalışıyorlar. “Think Globally, Act Locally” stratejileride yaşam süreci vur- kaç - öl döngüsünde ilerleyen güdük ürünleri en fazlası yerel rakiplerinin amiral gemilerini öldürmesede yaralasın denilen ¹bıyıklı Amerikan askeri tipinde hilkat garibelerini tasarlamaktan başka bir fonksiyon görmüyor.İsterdik tabii dünyada rakınında tekila kadar satmasını veya Kuzey Amerika pazarında reklamlarda bir ayran markasını. Peki ya yerel üreticilerimiz; kopyalama, esinlenme değil birazda kaliteye dikkat etseler düpedüz klonlanmış dedirtecekler ;Bazen şaşırttıklarıda olmuyor değil yani boynuz kulağı geçiveriyor.Yinede mantığımızı değiştirerek çok ama çok çalışmamız gerekiyor.
Bizdeki ²atılımcı düşünüş sanatı,hazımsız ve hazırlıksız bir kapitalizme geçişle ,kolaycı,etik karşıtı, şark kurnazlığını öne çıkaran ve değer veren en kötüsü yol veren toplumsal zekanın anlayışı önderliğinde gelişmesini sürdürmektedir öyleyse gelişim yönünün negatif olduğunu söylemekte pek haksızlık sayılmaz.İstisnaları yok mu ? Hiç mi pozitif üretici, kişiler,kurumlar, şirketler ,departmanlara rastlanmıyor ülkede ;Elbette var ama gerçeği değiştirip istisna sıfatını kaldırabilecek gücü görebiliyormusunuz örneklerde.? Toplumsal aklımızın aldığı etik,eğitim,vizyon,geçirdiğimiz travmalar düşünce örgümüzün iplikleridir ;Travmalarını tedavi edememiş,kalitesiz eğitimle donanmış,vizyonu olmayan,etikten yoksun düşünce örgüsünün yarattığı insan ve kurum tipleri yeni travmalara yol açar ve birbirini besleyen alev ve mum örneği biraz ışıkla avunurken daha fazla yanıp daha fazla eririz .
Kaptanın kaptanlığını gösterdiği fırtına ortamında “global krizde lokal ölümler” denizinde yol alan şirketlerde hele ki işsizlik baskısı damoklesin kılıcı gibi sallanırken tepelerinde atılımcı düşünceyi içeren aksiyonlar hayati önem kazanıyor.Satış alanında katkı sağlayacak düşünceleri oluşturmak için şirket içinde yakalamamız gereken şartların başında her şeyden önce saçmalama özgürlüğüne yakın bir atmosfere ihtiyaç duyulmasıdır.Herhalde ki bahsettiğimiz sınırlarını fayda ve maliyet orantısının çizdiği bir saçmalama özgürlüğüdür.Geriye kalan çıkan fikri uygulama iradesidir; ³Otokraside bir kişinin istediği olur; Aristokraside birkaç kişinin istediği olur .Demokraside hiç kimsenin istediği olmaz ;Şirketlerde son sözü söyleyenlerin karar süreçlerinde hangi yönetim şeklini hangi zamanlamada kullanacağı ölü doğan veya katledilmiş fikir üretiminin belirleyici faktörüdür.
Ayrıca etik problemlerde kenara atılmamalıdır bir başkasının fikrini çalanlar ,pazarlayanların çokluğu bir yana bu durumu süzemeyen,nemalandıran yönetimlerde motivasyonu düşürebilir.
İyi bir fikir veya güçlü bir çözümü için atılımcı düşünüş sanatı ve mantığının evrensel şartlarını alıntılarla harmanlarsak:

²1.Sezgisel Seçimli Süreçler : Isaac Newton başına düşen elmanın üzerinde düşündüğü probleme etkisi ne olmuştu ? 1000 yıldan beri Anadoluda başımıza milyonlarca elma düştü ağaçtan sanırım çoğunu yedik fakat bunu yerçekimi ile ilişkilendiren ingiliz üstad oldu, oda elmayı yiyebilirdi.Adımları seçimli kodlama,seçimli birleştirme,seçimli karşılaştırma problem çözmeye odaklandığımızda Yale üniversitesinden Sternberg’in tanımladığı üç egemenli zeka kuramının bir parçası...
2. Beyin Fırtınası :
a- Eleştiri Yok!!!: Fırtına sırasında eleştiri yok sadece öneriler var
b- Hareketi Koru: Ayrıntıları geliştirmek için havada asılı durma , ,fikir söyle,nicelik ara
c- Sırtlan :Başkalarının fikrini genişlet , değişiklik ekle
d- Çeşitlendir :Karşıt kategoriden gelen fikirleri,farklı fikirleri,bakış açılarını dene
3. Eski çözümlerden sakınmak için problemleri yeniden tanımla ,Gerçeği bul ve farklı cevaplarında doğru olabileceğini hesap et.
4.Basit tut :Karmaşık cevaplar ve çözümler ,detaylar yeni problemleri getiren doğru cevaplar içerebilir. En basit cevap tatmin etmiyorsa ileri adımları at. (Ockham’s razor- ustrası)
5.Bilgi Yönetimli düşün.
6.Üretkenlik içinde araştırıcı ol ( 24/7)
7.İddialı fikirler yarat :Bakteriler bile besin olarak olağan durumlarda hiç kullanmadıkları besinleri kullanıyorlar üstelik bir kaç kuşak sonra uyum sağlıyorlar.
8. Umut peşinde koş :Denemekten yorulma,Edison ampulu buluncaya kadar 1000 deneme yaptı biliyorum o kadar vaktiniz yok ama baskı altında üretme çözümü dahada çabuklaştırabilir.Edisonun parası az,vakti kıt olsaydı birde Türkiyeli olsaydı bu sayıyı indirebilirdi kuşkusuz.

Şimdi raflarda neler yapabiliriz , sofistike çözümler veya basit hamleler, mutlaka satışa dönüşüyle değer kazanacak o yüzden gerçek showbiz bizim için rakamların dünyası olmalı.Arşimetin banyo küvetine girme zamanımız çoktan geldi bizde Türkün aklı ya kaçarken ya diye devam eden adetimizi değiştirmemizinde.

Berhan Ulusoy /İstanbul

1. Ekşi Sözlük
2. Archimede’s Bathtub , The Art and Logic Breakthrough Thinking /David Perkins 2000
3. The Decline and Fall of Science / C.E Green 1976

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder